İçeriğe geç

Ölen balık ne yapılır ?

Ölen Balık Ne Yapılır? Bir İzmirli’nin Felsefi Yaklaşımı

İzmir’de yaşamın içinde kaybolan o anlardan bir tanesi, sabah uyanıp kahve içerken pencerenin önünde minik bir akvaryumun başına gidip, suyun yüzeyindeki balıkların dansını izlemektir. Ama bir sabah bir şey fark ederim; içi su dolu akvaryumun içinde tek bir balık var, o da ölü! Tıpkı hayatın her anında olduğu gibi, bir şeyin sona ermesi, garip bir şekilde sıradan ama aynı zamanda bir o kadar dramatiktir.

Ve işte bu noktada “Ölen balık ne yapılır?” sorusu karşımıza çıkar. Çoğu insan bunu ciddi bir mesele gibi ele almaz, ama bir balığın ölümü (bazen) büyük bir felsefi tartışma başlatabilir. İzmirli bir 25 yaşında gencin gözünden bakıldığında, bu sorunun birden fazla cevabı olabilir. Hadi gelin, derin bir iç ses ve mizah karışımıyla, bu sorunun etrafında dolaşalım.

Balık Ölümü: Hüzünlü Bir Başlangıç

Balıkların ölümlerine genelde gülümsediğimizde, kafamızda bir soru belirir: “Acaba balıklar gerçekten bizden intikam mı alıyor?” O kadar hayal gücüm var ki, bazen akvaryumun içinde yüzmeye çalışan balıkların gizlice aralarında “İnsanlar bizi sürekli yemek yapıyor, yeter artık! Bir gün başımıza bir şey gelir” diye konuştuklarını hayal ederim. Hani, eğer balıklar gerçekten düşünme yeteneğine sahip olsalardı, muhtemelen bu tarz isyanlar olurdu.

Ama işin gerçeği şu ki, balıkların ölümü genelde sessiz olur. O yüzden her şeyin farkında olan bir akvaryum sahibi olarak, balığımın suyun dibine doğru yavaşça süzüldüğünü görüp “Ne yapacağız şimdi?” diye kafamı kaşımaya başlarım.

Ölen Balık Ne Yapılır? Birinci Seçenek: Cesedin Suda Bekletilmesi

İlk başta doğal olarak paniklerim. “Acaba ölmüş mü, yoksa uyuyor mu?” diye kendime sorarım. Akvaryumun içinde sabahları yüzmeye devam eden bir balık görmek de sıradan olduğu için, balığın gerçek anlamda ölü olup olmadığını anlamak için birkaç saniye beklemem gerekir.

Fakat durum gerçekse, yapılacak en doğal şey balığı suda bırakmaktır. Hani, “Nasılsa bir balık, suda kalması normal” diye düşünürken, bu garip şekilde ona saygı gösterdiğimizi zannederim. “Belki balık hala uyanır, belki bir mucize olur!” diyorum, ama aynı zamanda içimden de şu ses yükselir:

“Yapma, artık ölü, kabul et.”

Ama bazen öyle zamanlar olur ki, balık suda beklerken, kafamda kurduğum hayallerle kendimi bir balık cenazesinde bulurum. Orada bir dakika önce suyun içinde zıp zıp koşan, bir dakika sonra suyun dibinde hareketsiz bir şekilde duran balığa hüzünle bakarken, gözlerimdeki dramı fark ederim. “Yahu, sen de buralarda ne işin vardı, hiç mi iyi balık değildin?” derim.

İkinci Seçenek: Balık, Çöp Tenekesinde

Şimdi bu, klasik bir İzmirli’nin başına gelmiş olabileceği bir senaryo. Sabah uyanıp balığımı öldürebilirim ama ne yapacağım? Önce kafamda planlar kurarım. “Acaba balığımı bir araya getirip büyük bir cenaze töreni mi yapmalıyım?” diye düşünürüm ama sonra bu tür seremonilerin balıklar için gereksiz olduğunu kabul ederim. Sonuçta, bu balıklar dünyada ne kadar yaşadılar ki? O yüzden, cenaze töreni yerine “Balığı çöp tenekesine koysam mı?” sorusuna geliriz.

Burada önemli olan bir şey var: Çöp kutusuna balığı atarken “Bu balık artık bize hizmet etmiyor. Ama en azından ona hakkını verdik.” derim. Her ne kadar balığın başında dram yaşasak da, çöp kutusu en nihayetinde balıkların son istirahatgahıdır. Onları sonsuza kadar hatırlamak için elbette fotoğrafını çekebilirim. “Bu balık bir zamanlar çok hızlıydı, ama ne yazık ki suyun dibine çekildi” diye içimden bir şeyler söylerim.

Üçüncü Seçenek: “Ölü Balık, Canlı Balık Olur!”

Bazen bir balığın ölümüyle birlikte her şeyin bittiğini kabul etmek zordur. Bu yüzden, ölen balığı başka bir canlıya dönüştürme fikri kafamda şekillenir. Belki biraz garip bir bakış açısı ama bazen ölen balıkların, hayatta kalanların enerjisini beslemek için bir tür kaynağa dönüştüğüne inanırım.

“Ya, belki de bu balık kendi hayatını kurban ederek başka bir balığa yaşam verecek,” diye düşünürüm. O anda içimdeki felsefi düşünceler hızla hızlanır ve başlarım bir şeyler mırıldanmaya:

“Bir balık ölür, başka bir balık yaşar… Hangi balık daha şanslı? Hangi balık daha mutlu? Bunu kimse bilmez.”

Hâlbuki balıklar böyle şeyleri düşünmez. Balıkların tek düşüncesi su, suyun içindeki yemek ve belki de biraz daha yüzmek. Ama ölen balık meselesi, bazen bir içsel meditasyona dönüşür. Hayatımda karşılaştığım bir diğer en ilginç an işte bu olur.

Sonuç: Balıkların Ölümü, Bizim İçin Bir Ders

Ölen balık ne yapılır sorusunun cevabını verebilmek için aslında biraz hayatı sorgulamak gerekir. Sadece bir balık değil, her şeyin sonu. Tıpkı hayatın bir gün sona ermesi gibi. Başta garip gelebilir ama bir balığın ölümü bazen insana bir şeyler öğretir. Bu minik canlıların yaşadığı sürece belki de bizlerden daha fazla özgür oldukları gerçeği, biraz hüzünlü de olsa, bir şeyleri düşünmemize neden olabilir.

Bazen ise, sadece olayı geçiştirmemiz gerekir. Akvaryumdan balığı çıkarıp, üzerine gözyaşları dökmek yerine, onu bir şekilde akışa bırakırız ve sonra hayatımıza devam ederiz. Fakat unutmamalıyız ki, her balığın ölümü bir şekilde başka bir şeyin başlangıcı olabilir. En azından, balıklara teşekkür ederim: Bize kısa bir yaşam gösterip, sonrasında bu kadar çok derin düşünmemize sebep oldular.

Ama sonuçta bir balık ölür, diğerleri yaşamaya devam eder. O yüzden, akvaryumun dibine bakarken “Ölen balık ne yapılır?” sorusunun cevabını vermek, belki de gereksizdir. Hayat devam eder…

“Ölen balık ne yapılır” konusunu beğendiyseniz Kiru sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://sistemkurs.com https://doye.com.tr https://cafu.com.tr Sitemap
ilbet girişTürkçe Forum