Kiru sayfasına hoş geldiniz! “Kaç çeşit ağaç türü vardır” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.
Kaç çeşit ağaç türü vardır? Bir İzmirli’nin gölgesinde başlayan fazla düşünme serüveni
İzmir’de büyüyen biri için ağaç biraz garip bir kavramdır. Çünkü bizde ağaç iki şeye ayrılır: gölgesi iyi olanlar ve yazın altında “burada biraz nefes alınır” hissi verenler. Ama işin içine “Kaç çeşit ağaç türü vardır?” sorusu girince, konu bir anda Karşıyaka sahilinde çay içerken başlayan masum bir sohbetten çıkıp üniversite finaline dönüşüyor.
Geçen gün arkadaşla yürürken bir banka oturduk. O klasik sahne:
— “Şu ağaç ne ağacı?”
— “Bilmiyorum… ağaç işte.”
— “Nasıl bilmiyorsun ya, sen İzmirli değil misin?”
İşte o an beynimde bir şey kırıldı. Çünkü gerçekten bilmiyordum. Ama bilmemenin de bir ağırlığı var. Sanki bütün dünya botanik bilgimi ölçüyormuş gibi. Eve döndüm, düşündüm: “Ben hayatım boyunca kaç ağacın yanından geçtim de hiçbirini tanımadım?”
Ve böyle başladı bu gereksiz derinlikli düşünme hali.
Ağaçların dünyası: sandığımızdan çok daha kalabalık
“Kaç çeşit ağaç türü vardır?” sorusunun cevabı aslında kısa değil. Dünya üzerinde yaklaşık 60.000 ila 80.000 arasında ağaç türü olduğu tahmin ediliyor. Ama bu sayı bile net değil. Çünkü doğa, bizim Excel tablolarına sığdırmaya çalıştığımız şeyleri pek umursamıyor.
Yani şöyle düşün:
Sen sabah “bugün ne giyeceğim” diye 20 dakika düşünüyorsun ya… Doğa o sırada yeni bir türü “hmm bu biraz farklı olmuş” diyerek sisteme ekliyor.
Ben bunu öğrenince iç sesim şöyle dedi:
“Sen hâlâ hangi tişörtü giyeceğini çözememişsin, ağaçlar sürüm güncellemesi alıyor.”
Ağaçların temel ayrımı: Bizim gibi değil, daha netler
Ağaçlar bizim sosyal hayatımız gibi karmaşık değil. En azından sınıflandırma açısından. Temelde birkaç büyük gruba ayrılıyorlar ama her grup kendi içinde ayrı bir evren.
1. İğne yapraklılar: Ciddi tipler
Bunlar genelde çam, ladin, köknar gibi ağaçlar. Kışın yaprak dökmezler. Sürekli “ben buradayım ve kararlıyım” mesajı verirler.
Geçen kış Alsancak’ta bir çam ağacının altından geçerken düşündüm:
“Bu ağaç hiç mi bunalıma girmiyor?”
Çünkü biz insanlar kışın battaniyeye sarılıp hayatı sorgularken, onlar dimdik ayakta. Biraz fazla disiplinli gibiler.
2. Geniş yapraklılar: Drama seviyesi yüksek olanlar
Meşe, kestane, ıhlamur gibi ağaçlar bu gruba giriyor. Sonbaharda yaprak dökerler.
Bu bana hep dramatik ayrılık sahnelerini hatırlatıyor.
“Artık gidiyorum…” der gibi yaprak bırakıyorlar.
Bir gün parkta yürürken yapraklar üzerime yağınca arkadaşım dedi ki:
— “Romantik değil mi?”
Ben:
— “Romantik mi? Üzerime resmen duygusal çöp yağıyor.”
Ama kabul edelim, estetikleri iyi.
3. Her dem yeşil olanlar: Stabil karakterler
Zeytin ağacı mesela. İzmir’in ruhu gibi. Ne çok konuşur ne de tamamen susar.
Zeytin ağacına bakınca içimden hep şu geçiyor:
“Bu ağaç kesin kredi kartı borcunu düzenli ödeyen biri olurdu.”
Sakin, sabırlı ve fazla drama yok.
İzmir’de ağaç gözlemi yapmak: farkında olmadan botanik eğitimi
İzmir’de yaşayınca ağaçlarla istemeden bir bağ kuruyorsun. Çünkü şehir, ağaçlarıyla konuşuyor gibi.
Kordon’da yürürken palmiyeler var. Palmiyeler… yani sanki “tatildeyiz” diye bağıran ağaçlar.
Bir yandan da Bornova tarafına gidince çamlar başlıyor. Ton değişiyor resmen. Sanki şehir playlist değiştiriyor:
Kordon: yaz, hafif rüzgar, “relax” modu
Bornova: biraz daha ciddi, “hayat zor ama devam” modu
Bir gün arkadaşla tartışıyorduk:
— “Palmiyeler ağaç mı sence?”
— “Bence dekor gibi.”
— “Doğa tasarımcısı koymuş gibi duruyorlar zaten.”
Sonra sustuk. Çünkü ikimiz de emin değiliz ama herkes bir şey söylüyor.
Ağaç türleri neden bu kadar fazla? (ve neden bu bizi ilgilendiriyor?)
Aslında mesele sadece çeşit değil, adaptasyon. Ağaçlar farklı iklimlere, topraklara, yağışlara göre evrimleşmiş.
Ama bunu okuyunca insanın aklına şu geliyor:
“Ben hâlâ klimayı doğru ayarlayamıyorum, adamlar iklim yönetiyor.”
Tropikal ağaçlar: Abartının doğası
Buna da Göz Atın: Kaç tür panda var ?
Bunlar genelde dev yapraklı, hızlı büyüyen, “ben buradayım” diyen türler.
Bana biraz sosyal medyadaki aşırı özgüvenli insanları hatırlatıyor. Her şeyleri büyük, hızlı ve dikkat çekici.
Çöl ağaçları: Minimalist hayatın ustaları
Az suyla yaşıyorlar, dayanıklılar. Kaktüs değil ama onların ağaç versiyonu gibi düşünebilirsin.
İç ses:
“Ben iki saat susuz kalınca hayata küstüm, bunlar nasıl yapıyor?”
Ağaçları insanlara benzetme hastalığı
Bunu herkes yapıyor ama kimse kabul etmiyor.
Ben mesela bir ıhlamur ağacını hep “sessiz ama güvenilir arkadaş” gibi görüyorum. Meşe ağacı ise biraz inatçı bir dede gibi.
Bir gün parkta otururken kendi kendime dedim ki:
“Eğer ağaçlar konuşsaydı, en çok kim laf sokardı?”
Cevap net: kavak.
Çünkü kavaklar uzun, hızlı büyüyor ve rüzgarda sürekli sallanıyor. Kesin pasif agresif bir tavırları vardır.
Kaç çeşit ağaç türü vardır? sorusuna geri dönelim ama hafif dağılmış şekilde
Bilimsel olarak ağaçlar:
Açık tohumlular (gymnospermler)
Kapalı tohumlular (angiospermler)
diye büyük iki gruba ayrılıyor.
Ama iş burada bitmiyor. Çünkü her biri binlerce alt türe ayrılıyor. Ve bu yüzden net bir sayı vermek zor.
Yani cevap şu:
“Çok fazla.”
Ama bu “çok fazla” öyle markette indirim var gibi bir çok değil. Resmen “doğa sonsuz içerik üretiyor” seviyesinde.
Günlük hayatta ağaçları fark etmek: zor ama eğlenceli
Bir gün kendime challenge koydum: “Bugün kaç farklı ağaç göreceğim?”
Sonuç:
Hiçbirini tanımadım.
Ama fark ettim ki mesele tanımak değil, fark etmek.
Mesela:
Gölgede serinlediğin ağaç
Altında telefonla konuştuğun ağaç
Yanından geçip “güzel kokuyor” dediğin ağaç
Hepsi aslında hayatının bir parçası.
Ama biz genelde sadece “ağaç işte” deyip geçiyoruz.
Küçük bir iç hesaplaşma
İç ses:
“Sen insanları bile bazen tanıyamıyorsun, ağaçları nasıl tanıyacaksın?”
Ben:
“Doğru… ama en azından ağaçlar mesaj seen atmıyor.”
Ağaçların sessiz öğretisi
Ağaçlar aslında çok şey anlatıyor ama konuşmuyorlar. Bu biraz sinir bozucu çünkü biz insanlar her şeyi kelimelere dökmek istiyoruz.
Ama onlar sabit duruyor. Büyüyor. Bekliyor. Dayanıyor.
Belki de bu yüzden insanlar parkta oturmayı seviyor. Çünkü ağaçlar sana hiçbir şey dayatmıyor.
Son düşünceye doğru dağınık bir yürüyüş
“Kaç çeşit ağaç türü vardır?” sorusu aslında sadece botanik bir merak değil. Biraz da farkındalık meselesi.
Çünkü etrafında binlerce farklı yaşam formu varken sen hâlâ “aynı gün tekrar mı etti” hissine kapılabiliyorsun.
Belki de mesele ağaçların sayısı değil.
Belki de mesele, bizim kaç tanesini gerçekten gördüğümüz.
Ve İzmir’de bir bankta oturup bunu düşünürken fark ediyorsun:
Bazen en büyük karmaşa, aslında sadece yürüyüp geçmekten ibaret.