İçeriğe geç

Messailik nedir ?

Messailik Nedir? Hayatımıza Nasıl Girdi?

Messailik… İnan bana, ilk duyduğumda ben de “Bu ne ya, kölelik mi?!” dedim. Sonra baktım, herkes bir şekilde “Messailik nedir?” sorusunu tartışıyor ve hepsi de fazlasıyla ciddiye almış. Ben de dedim ki, “Bu konuda en iyisi ben yazayım, çünkü zaten her konuyu fazla düşünüp komik bir açıdan bakmayı seviyorum.”

Mesela, dün akşam arkadaşlarla oturuyorduk, bir anda bu konuyu açtılar. “Messailik” diye bir şey varmış. Hadi bakalım dedim, bu yeni moda neymiş? Kendimle dalga geçerek, derinlemesine düşündüm. İşin aslı, öyle derin bir kavram değilmiş ama ben gene de içine öyle bir felsefi boyut katmışım ki, bir an kendi beynimi dinlerken “Bu çocuk ne yapıyor?” dedim.

Messailik Nedir? Kısaca Tanımlayalım

Tamam, eğlenceyi biraz kenara bırakıp, gerçekten ne olduğunu konuşalım. “Messailik”, aslında ‘mesaj verme’ veya ‘mesajlaştırma’ işinin abartılmış hali gibi. Herkesin mesajı vardır, yani hayatına bir anlam katan bir durumu anlatma isteği. Ama işin içine bazen gereksiz bir dramatiklik de girebiliyor. Hani, “Birini bilgilendirmek” ile “Ona hayat dersi vermek” arasındaki farkı anlamayan birinden alırsınız ya mesajı… İşte o, Messailik oluyor.

Bu kavram, aslında biraz da sosyal medya üzerinden yaygınlaştı. İnsanlar sürekli olarak “Benim mesajım şu” diye sosyal medya mecralarında paylaşımlar yapıyor. “Ooo, bu çok derin bir mesaj” dediklerinde de içten içe “Ne var ki bunda?” demek istiyorsunuz, ama o anın gerilimini bozamıyorsunuz tabii.

Messailik ve Sosyal Medya: Birbirinden Ayrılamaz Dostlar

Hayatımızda ne varsa, sosyal medyada da o var. Mesela, ben Instagram’a girdiğimde anında Messailik krizine giriyorum. Biri story paylaşmış, “Hadi bir yudum al, sonra düşün” diye yazmış. Yani, ne demek istiyor? Bu cümleye derin bir anlam yüklemeli miyim? Yoksa sadece biri su içip, kendisini “derin” göstermek mi istiyor? 10 dakika bunu düşünsem, bana yine Messailik olmuş olur, değil mi?

Bir gün gerçekten çok sıkıldım ve “Beni benden alacak bu insanlar” diye düşünüp, kendi story’mi yazdım: “Bazen tek bir yudum su, binlerce anlam taşır… İçecek birini bulamadığım için su içiyorum.” Mesajın içeriğini kimse anlamadı ama ben resmen kendimi Nobel ödüllerine layık hissettim. Tabii, o kadar da ciddiye alınmadım. Ama sonuçta “derin bir mesaj” verdiğimi düşündüm.

Bunu yaparken de, kendi Messailik durumuma düşüp, hayatın anlamını sorgularken “Gerçekten mesaj mı veriyorum, yoksa birilerine daha fazla görünür mü olmak istiyorum?” diye sorgulayan bir insan oluyorum. O yüzden sosyal medyada Messailik çok ciddi bir tehlike! Başladım, bir de baktım ki bu kadar ciddi bir konu yok. Kendimle dalga geçerek, “Bir insan kendine bu kadar güvenebilir” dedim ve devam ettim.

Messailik ve Gündelik Hayat: Komik Birleşimler

Şimdi, gündelik hayatımızda Messailik nasıl yer alır? O kadar çok örnek var ki! Mesela, bir arkadaşınız sizi arar ve şöyle der:

Arkadaş: “Hayatımı sorguluyorum, bir şeyler değişmeli…”

Ben: “Hayatının sorunu, keşke fırın tavuk yapmayı bilsem!”

Arkadaş: “Yani, fırın tavukla mı çözülecek bu?”

Ben: “Evet, ama dikkat et, bu sadece bir mesaj. Kendi iç yolculuğunu başlatmanın sembolüdür!”

Gerçekten, birinin hayatını sorgulaması ve size gelen bu yoğun mesajları, Messailik olarak nitelendiriyorum. Hadi, hadi, herkesin hayatını değiştiren bir şeyler yapması bekleniyor da, bir de “bunu sosyal medya ile paylaşmalı mıyım?” meselesi var tabii. Genelde, bu tür mesajlar bir anlam arayışının ürünüdür ama ne yazık ki çoğu zaman bunun anlamı yoktur. Her şey bir şablon haline gelir ve herkes bir şekilde “gerçek anlamı” bir cümlede bulmak ister.

Messailik ve İçsel Dünya: Karakter Yansıması mı, Yoksa Maskara Olma Korkusu?

Bunu yazarken, bir yandan da kendime bakıyorum. İçsel bir savaşa girdim resmen. Tam bu yazıyı yazmaya karar verdim ama “Acaba ne kadar abartıyorsun?” diye kendi kendime sormaya başladım. Yani, mesela bir arkadaşım “Bugün her şey çok güzel, bir yudum su içtim, dünyayı anladım” diye bir mesaj atsa, büyük ihtimalle ben de “İçinden geçenin yudum su mu olduğunu düşündün?” derim. Ama işin özü şudur: Benim bakış açımda, bu kadar derin olmak zorunda değiliz, ama bazen olmak istiyoruz.

İçsel bir mesaj verme çabası, genellikle insanların “maskara olma korkusu” ile yakından ilişkilidir. Eğer yanlış bir şey söylerseniz, birisi hemen, “Ya ama sen aslında bir tür filozof olmayı mı hedefliyorsun?” diyebilir. O yüzden kendimizi mesaj verme konusunda sıkışmış hissederiz.

Sonuç: Messailik İçindeki Mesaj

Sonuç olarak, Messailik nedir sorusunun net bir yanıtı yok. Çünkü aslında bu, bizim sosyal medya, günlük yaşam ve kişisel dünyamızla olan ilişkimizin karışımıdır. Kimimiz hayatın anlamını bir kahveyle çözmeye çalışırken, kimimiz bir tweet atarak dünyayı değiştirmeye çalışır. Mesaj vermek, bazen insanın kendini bulma yolculuğudur, bazen de tamamen saçmadır.

Ve en sonunda şunu fark ettim: Messailik, her zaman bir anlam taşımaz. Ama taşıyorsa, o mesaj, mutlaka bir yerlerden birinin hayatını değiştirir – ya da sadece Twitter’daki beğeni sayısını artırır. Biz de, gerçekten neyin derin bir mesaj olduğunu anlamaya çalışırken, belki de sadece biraz gülmemiz gerek!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet giriş