Nazire nedir? Bir defter sayfasına sığmayan hikâyenin başlangıcı
Bugün “Nazire nedir” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz.
Nazire nedir? sorusunu ilk kez lise yıllarımda, Kayseri’de soğuk bir kış akşamı duymuştum. O zamanlar edebiyat dersinde sadece bir tanım gibi gelmişti: bir şiire, başka bir şair tarafından aynı ölçü ve uyakla yazılan karşılık. Ama yıllar geçtikçe anladım ki bu kelime, sadece edebiyatın içinde kalmıyor; insan ilişkilerinde, duygularda ve hatta kırgınlıklarda bile kendine yer buluyor.
Ben 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum ve neredeyse her gün bir defter sayfası dolduruyorum. İçimde birikenleri yazmadan duramıyorum. Belki de bu yüzden Nazire nedir? sorusu benim için sadece bir edebiyat terimi değil, hayatımın tam ortasında duran bir duyguya dönüştü.
İlk karşılaşma: Bir şiir, bir bakış ve eksik kalan bir cümle
Her şey üniversitedeyken başladı. Edebiyat kulübünde küçük bir etkinlik vardı. Herkes kendi şiirini okuyordu. Ben de o gün, haftalarca uğraştığım bir şiiri ilk kez insanlara okumaya karar vermiştim. Sesim titriyordu ama içimde garip bir heyecan vardı.
Şiirimi okuduktan sonra sınıfın arka sıralarından biri kalktı. Sessiz, kendinden emin bir sesle benim şiirime benzer bir şiir okudu. Aynı duygular, benzer imgeler, aynı ritim… Ama farklı kelimelerle.
O an içimde bir şey kırıldı. Ne olduğunu tam anlayamadım. Sadece “bana ait olan bir şeyin geri yansıtılması” gibi bir his vardı. Sonradan öğrendim ki yaptıkları şey bir nazireydi. Ama o gün bunu bir kelimeyle değil, kalbimle hissetmiştim.
O gün defterime sadece şunu yazmışım:
“Bir şiir yazdım sanmıştım ama biri onu bana geri okudu.”
Nazire nedir? Rekabet mi, yoksa sessiz bir selam mı?
Zamanla Nazire nedir? sorusunu daha çok düşünmeye başladım. Çünkü bu sadece edebiyatla ilgili bir şey değildi. İçinde rekabet vardı, evet. Ama aynı zamanda bir tür saygı da taşıyordu. Bir şairin başka bir şaire “seni gördüm, seni anladım” deme biçimi gibi.
Ama insan ilişkilerinde bu durum bazen çok daha karmaşık oluyor.
Bir arkadaşlıkta yankılanan sözler
En yakın arkadaşım Elif vardı. Bir dönem her şeyi birlikte yapardık. Aynı müzikleri dinler, aynı yerlerde oturur, aynı cümleleri kurardık. Hatta bazen biri bir şey söylediğinde diğeri devamını getirirdi.
Ama sonra bir şey değişti. Elif, benim yıllardır kurduğum hayallerin benzerini kendi ağzından söylemeye başladı. Başta sevindim. “Demek ki aynı şeyleri düşünüyoruz” dedim. Ama zamanla içimde garip bir huzursuzluk büyüdü.
Sanki benim iç sesim başka bir ağızdan geri dönüyordu. Bu da bana insan ilişkilerinde de bir tür nazire yaşandığını hissettirdi.
Nazire nedir? diye tekrar düşündüm o gün. Sadece şiir mi, yoksa hayatın kendisi mi birbirine yazılmış karşılıklar?
İçimde büyüyen sessiz kırgınlık
O dönem Elif’e hiçbir şey söylemedim. Ama içimde bir defter daha açıldı. Yazdığım her sayfada biraz kırgınlık, biraz hayal kırıklığı vardı. En çok da kendime kızıyordum. Neden bu kadar etkileniyordum?
Belki de mesele, bir başkasının beni taklit etmesi değil, kendi duygularımın geri yansımasını başka bir ağızdan duymaktı.
Nazire nedir? Kayseri sokaklarında yürürken gelen farkındalık
Bir akşam Erciyes’e doğru esen soğuk rüzgârda yürürken uzun uzun düşündüm. Kayseri’nin o sert havası bazen insanın içini de sertleştirir. Ama o gün farklıydı. İçimde garip bir yumuşama vardı.
Kendi kendime sordum:
“Ben de başkalarının hayatına nazire mi yazıyorum?”
Çünkü fark ettim ki ben de başkalarından etkileniyordum. Onların sözlerini, davranışlarını, hatta hayallerini kendi içimde yeniden kuruyordum. Belki de hayat dediğimiz şey zaten sürekli yazılan nazirelerden oluşuyordu.
Bir defterin sayfalarında aynı duygular
Buna da Göz Atın: NASDAQ açılımı ne demek ?
Defterlerimi karıştırdığımda şunu gördüm: Yazdığım birçok cümle aslında başka insanların yaşadıklarının içimde bıraktığı izlerden oluşuyordu. Ama bu bir kopya değil, bir dönüşümdü.
Nazire nedir? sorusu burada daha anlamlı hale geldi. Çünkü nazire sadece bir tekrar değil, bir yorumdu. Bir duygunun başka bir kalpte yeniden şekillenmesiydi.
Nazire nedir? Kalp kırıklığıyla gelen olgunluk
Bir süre sonra Elif ile aramız açıldı. Büyük bir kavga olmadı. Sadece sessizlik oldu. En zor olanı da buydu zaten: konuşmadan uzaklaşmak.
O günlerde çok yazdım. Belki hayatımda en çok yazdığım dönemdi. Yazdıkça içimdeki karmaşa biraz azaldı ama tamamen geçmedi.
Yazdıkça büyüyen bir soru
Her defter sayfasının köşesine aynı soruyu yazıyordum: Nazire nedir?
Bazen bu soru bana bir edebiyat terimi gibi geliyordu. Bazen de kalbimdeki bir yarayı tarif ediyordu. Çünkü Elif’in benden aldığı şey tam olarak neydi, ben ondan ne almıştım, hâlâ bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey vardı: İnsanlar birbirine sadece sözleriyle değil, duygularıyla da nazire yazıyordu.
İçsel dönüşüm
Zamanla öfkem azaldı. Yerine daha sessiz bir anlayış geldi. Belki de büyümek buydu. Bir şeyleri tamamen çözmek değil, onları taşımayı öğrenmek.
Umarız “Nazire nedir” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Kiru ailesiyle kalmaya devam edin!
Nazire nedir? Bugünden geleceğe uzanan bir his
Şimdi geriye dönüp baktığımda Nazire nedir? sorusu bana çok daha farklı bir anlam taşıyor. Bu sadece edebiyatın içinde kalan bir kavram değil. İnsanların birbirini anlamaya çalışırken bazen farkında olmadan yaptıkları bir şey.
Belki 10 yıl sonra, bugün yaşadığımız her duygu başka birinin hayatında yeniden yazılacak. Belki ben de bir gün, başka birinin hikâyesinde küçük bir cümle olarak yer alacağım.
Ve bu düşünce beni hem hüzünlendiriyor hem de garip bir şekilde rahatlatıyor.
Son bir defter sayfası
Bugün defterime şunu yazdım:
“Belki de kimse kimseyi kopyalamıyor. Sadece herkes birbirinin duygusuna bir nazire yazıyor.”
Nazire nedir? sorusuna hâlâ tek bir cevap veremiyorum. Ama artık bunun eksiklik olmadığını biliyorum. Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, yaşanmak için var.